• RestoraTÜRK

  • "Mimari, insan ile varlık arasındaki ilişkiyi düzenleyen disiplindir."

  • RestoraTÜRK

  • RestoraTÜRK

Copyright 2017 - Custom text here

Kubbeyi Yere Koymamak - Mimari ve Kültürümüz

Kubbeyi Yere Koymamak
Turgut CANSEVER


Mimari ve Kültürümüz

Mimari, insan ile varlık arasındaki ilişkiyi düzenleyen disiplindir.

Mimariyi ve mimarinin işlev ve amacını nasıl tanımlıyorsunuz?

Mimari, insan ile varlık arasındaki ilişkiyi, maddî, organik, ruhî ve fikri bütün varlık alan ve tabakalarında düzenleyen disiplindir. Teknolojik, iktisadi ve politik sorunlara ek olarak insanın fikri dünyasının tümünü kapsar. Varlık ile ilişkisini bilinçle düzenlemek insana özgüdür. Dünya ile bilinçli ilişkisini düzenleyemediği aşamada insan yalnızca fizyolojik bir yaratıktır.

Az veya çok varlıklı bütün insanların, bütün çocukların güzel bir dünyada yaşamak, haklarıdır. Bu bakımdan mimarinin görevi büyük veya önemli anıtlar üretmekle sınırlı olmayıp bütün insanlara güzel evler, sokak, muhalle ve şehirler vücuda getirmek, kısacası dünyayı güzelleştirmektir. Bu niteliği ile mimari, insanlığın kaçınılmaz bir şekilde en üst ve en yüksek ürünüdür. Seyredilenin değil yaşananın, bilfiil hayatın idraki ve güzelliği için gerekli çerçevenin oluşturulması demektir.

İmtiyazcı yaklaşımlarda yalnız aristokratlara hizmet eden gösterişcilik yerine gerçek mimari, ancak kullanıcının katılımları ile zenginleşen, gelişen bir çerçevedir. Böyle bir mimari, faydacılık temelleri üzerinde gelişemez. Böyle bir mimari yerel katkıya imkân veren ve bütün varlık sorunlarının evrensel ortak çözümlenmesine dayanan en üst düzeyde bir üründür. Ancak böylece bütün insanların güzel bir dünyada bilinçli insan olarak gelişmek ve dünyayı güzelleştirmeye katılmak hakları ellerinden alınmamış olacaktır.

Bu tanımlama ve değerlendirme Türkiye için de geçerli mi.? Türkiye'de uygulanabiliyor mu? Ne derecede uygulanabilir?


Bu tanımlama varlığın yapısının bir ifadesidir. Kendisidir. Evrenseldir Bütün çağlar ve bütün insanlık için geçerlidir. Evrenselliği bu tanımlamanın yerel ve aktüel sorunlara kapalı olması anlamına gelmez. Tam aksine, başta iklim ve malzeme olmak üzere bütün yerel ve aktüel sorun ve imkânların değerlendirilmesini kaçınılmaz kıldığı için bu tanımlama Türkiye için de geçerli ve kaçınılmazdır.

Varlığın bütünlüğünü kavramak ve bilinçle, bağımsızca, gerçek bir sorumluluk duygusuyla davranmak yerine taklitçilik ve aşağılık kompleksleriyle ezilmiş olan ve fetişlerin hâkim olduğu Türkiye'de böyle bir yaklaşımın tartışması bile yeterince yapılamamaktadır. Bu bakımdan gelir düzeyi ne olursa olsun her toplum kesimine gerçek bir mimarî çerçeve geliştirilememiş, gerçek bir çevre bilinci ürünü olan bir uygulama yapılamamıştır, yapılamamaktadır.

Elli yıl öncesine kadar varolan fakir-zengin herkesin köyde, kasaba ve şehirde evinin, mahallesinin güzel, sağlıklı ve bilinçle geliştirilmiş olmasını sağlayan çözümlemenin yeniden uygulanabilmesi için bu yönde gerekli bilincin ve iradenin oluşması ilk zorunlu şarttır.

Geçmişe bir özlem mi bu?

Hayır, kat'iyen. Osmanlı şehir biçimi, her şehirlinin toplumsal mekânı düzenlemeye katılmasını temin ediyordu. Bu katılma imkânı modern demokratik ve toplumcu tüm çabaların temelini oluşturmaktadır günümüzde de...

Kültürümüzde mimarinin yeri nedir, nasıl olmalıdır?

İnsanın bilinçlenerek ve sorumluluk yüklenerek dünyanın oluşmasına, gelişme ve güzelleşmesine katılmasını sağlayacak bir çevre, yüzyıllardır despot Avrupa krallarının, aristokratlarının, sömürgeci bezirgânların kültürünün ve bunların âleti olan teknolojinin, insanları şaşırtan, uyuşturan, kabaca eğlendiren gösterişçi, temaşacı kültür türlerinin hâkimiyeti altına düşmüştür. Bu ortamda mimarlık çeşitli spekülasyonların, sorumsuz faydacılığın aleti olarak kullanılmış ve mimarîye kültür hayatında ve başka herhangi bir alanda ve Şekilde var olma imkânı bırakılmamıştır.

Türk şehirlerinin sefaleti, konut sorunu ve mimarî seviyesizlik karşısındaki kayıtsızlık ve duyarsızlık, gerçek çözümleme ve gerçek bilginin yol göstericiliği yerine şekilciliklerin egemenliğinin tercih edilmesi bütün Türk halkını kaba, sahte, seviyesi ve çirkin bir biçim dünyasında yaşamaya mahkûm ederken, çok küçük azınlıkların yabancı, taklitçi, pahalı ve gösterişçi, sözde sanat ve kültür faaliyetlerinin desteklenmesi, hâkim kılınmaya çalışılması kabul edilemez bir yanılgıdır.

Mimari kültür mirasının tahribine artık son verilmelidir. Bütün şehirleşme, konut ve yapı faaliyetine seviye kazandıracak bir mimari politikasının oluşabilmesi için yeni bir kültür destekleme politikasının geliştirilmesi zorunludur.

İnsan-varlık ilişkisinin bilincini geliştirmeyi öngörmeyen yaklaşımların kültür değil, propaganda ve spekülasyon faaliyetleri oldukları aşikârdır.

f t g m