kombi servisimedyum
demirdokum demirdokum servis bosch servis bosch servisi vaillant servis susler servis auer servis ariston servis protherm servis ferroli servis
 

RestoraTÜRK

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür




Paylaş      

Anasayfa Koruma ve Restorasyon Beyazıt Yangın Kulesi Restorasyonu

Beyazıt Yangın Kulesi Restorasyonu


Tarihi

İstanbul panoramasında ilk dikkati çeken. gökyüzüne yükselen minareleriyle camiler ve bu minarelerle yarışır gibi yükselen Galata ve Beyazıt kuleleridir. İstanbul'un tarihsel geçmişinin günümüzde yaşayan sembolü olan tarihi eserler arasında bir XIX. yy. örneği olarak yerini alan Beyazıt Kulesi. Yangın kulesi olarak inşa edildiği için herhangi bir penceresinden bakıldığında İstanbul'un muhteşem panoramasını ayaklarımızın altına sermektedir. Yangınları gözlemek için ahşap olarak yapılan ilk yapının mimarı, XIX. yy. mimarisinin örnekleri ile İstanbul'u süsleyen ve konusunda bir ekol oluşturan Balyan ailesinin bir üyesi, Krikor Balyan' dır. Bu yapı Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılması sırasında çıkan bir yangında yanınca. yerine II. Mahmut' un emriyle Serasker l Hüseyin Paşa tarafından 1828 - 29 yıllarında mimar Senekerim Balyan'a bugünkü kâgir kule yaptırılmıştır.

Kulenin yapılışı

85 metre yüksekliğindeki kulenin silindirik gövdesi, köşeleri yuvarlatılmış kesik piramit biçiminde bir kaide üstünde yükselir. Bu kaide ile gövde arasında soğan biçiminde bir ara bölüm vardır. Gövdeden ilk gözetleme katına geçişte ise. bu soğanımsı bölüm bu kez ters olarak yinelenmiştir. Bir temasla son bulunan çepeçevre pencereli gözetleme katının üstündeki ahşap saçaklı, kurşun kaplı, sivri külahlı çatı, 1849 da kaldırılarak yerine sekizgen planlı, dört yöne dörder yuvarlak pencere ile açılan üç kâgir kat yapılmış ve kule yüksekliği 118 metreye ulaşmıştır.

Kule aşağıdan yukarıya doğru nöbet katı, işaret katı, sepet katı ve sancak katından oluşur. Gövde içerisindeki merdiven kovasında, 256 basamaktan oluşan ve seren direği etrafında dönerek tüm kule boyunca yükselen ahşap bir merdiven yer almakladır. Gövdedeki küçük pencere aralıkları ise merdivene ışık sağlamaktadır. Daire planlı gözetleme katı, merkezdeki merdiven kovası nedeniyle üzeri tonozla örtülü bir galeri biçimindedir ve 12 pencere ile dışa açılmaktadır. Bu kat tonozlara yapılan manzara, pencere üstleri ve aralarına yapılan bitkisel kompozisyonlarla süslenmiştir. Beyaz zemin üzerine yoğunlukla mavi gri ve daha az olarak pembe renklerle yapılan resimler ilk bakışla karakalem çalışmalar izlenimini bırakmaktadır. Tonozlardaki natüralist peyzaj çalışmaları ağaçlar, köprüler, evler ve ada resimleri ile sanki pencereden görülen tüm İstanbul manzarasının kulenin duvarlarına yansıtıldığı izlenimini bırakmaktadır. Ancak titizlikle incelendiğinde. bu manzaraların İstanbul manzaraları değil hayali peyzajlar olduğu anlaşılmaktadır. Kulenin resim repertuarı içerisinde gerçekçi olan tek resim kulenin kendisinin resmidir. Pencere araları ve üstlerindeki akantus. yaprakları, çelenklerden çıkan dalların meydana getirdiği bitkisel kompozisyonlar XIX. yy. süsleme repertuarının örnekleridir, Gerek resim üslubu, gerekse bitkisel kompozisyonlar fazla renk skalası kullanılmadan yapılmasına rağmen zamanının dikkat çekici örnekleri arasındadır. Bu resimlerin yangın kulesi işlevi ile inşa edilen bir yapıda karşımıza çıkması da ilgi çekici bir özelliktir.

Gerek mimari ve gerekse duvar resimleri ile mimarlık tarihinde bizce önemli bir yere sahip olan Beyazıt Kulesi'nin restorasyonu, bu özellikleri dikkate alınarak ve orijinaline müdahale edilmeden titiz bir çalışmayla gerçekleştirilmiştir. Restorasyon kriterleri dünyaca kabul gören, yapının orijinal malzemesine en uygun malzemeler ve en yeni teknikler araştırılarak belirlenmiş ve restorasyonu gerçekleştirilmiştir, Yapıdaki restorasyon çalışması, taş ve duvar resimleri restorasyonu olarak iki grupta ele alınabilir.

Taş restorasyonu

İstanbul'daki bava kirliliğinin bir neticesi olarak, kulenin taş yüzeyleri yoğun bir kir tabakası ile kaplanmıştı. Geçmiş dönemlerde tamirat amaçlı yapılan çalışmalarda yer yer yapının yüzeyinde ve merdiven kovasında çimento sıvalar kullanılmıştır. Çalışma başladığında ilk amaç küfeki taşına zarar vermeden yüzeydeki kir tabakası ve sonradan yapılan çimento ilavelerin alınmasıydı. Bu doğrultuda dış cephesi yaklaşık 1700 m2' yi bulan alan, restorasyon kuralları çevresinde bütün dünyada uygulanan yöntemlerle taşa zarar vermeden temizlenmiştir. Yıllardan beri ülkemizde mimari restorasyon söz konusu olduğunda ilk akla gelen, yapı eğer taşsa yüzeydeki bozulmalarda "çürütme yöntemi'' adı verilen ve yapıya büyük zarar veren bir yöntemle bozulmuş olan taşların duvardan sökülmesi ve yerine çimento ile yeni taş konulmasıdır. Taş çürütme esnasında yapıda kılcal çatlaklıklar oluştuğu gibi, çimento kullanımı nedeniyle yapıya tuz yüklemesi yapılmaktadır. Oysa restorasyonun temel amacı, esere zarar vermeden ve orijinal yapısını bozmadan korunmasını sağlamaktır. Çürütme esnasındaki darbeler sonucunda, taşın bünyesinde gözle görülemeyen kılcal çatlaklar oluşur. Zamanla bu çatlaklardan içeri giren yağmur suları ve bitki kökleri çatlağın daha da büyümesine ve taşın parçalanmasına neden olur. Kullanılan çimento bazlı harçlar ise, etrafındaki taşların zamanla zayıflayarak çürümesine sebep olur. Çimentonun diğer bir zararı ise tuz içeren bir malzeme olduğundan sürekli olarak esere tuz vermesidir. Restorasyon çalışmalarında en öncelikli düşünce eserin yüzyıllarca yaşaması gereken bir yapı olduğunun bilincine varılarak malzeme ve yöntemin bu doğrultuda seçilmesidir. Kabul etmek gerekir ki. elli veya yüz yıl eser için oldukça kısa bir zaman dilimidir.

Ülkemizde ilk defa yukarıda sözü edilen yanlış yöntemler bir kenara bırakılarak en ileri restorasyon projelerinde uygulanan yepyeni yöntemler kullanılmıştır. Yapının bütün yüzeyini kaplamış olan kir tabakası ve kuzey yönünde daha önceki tamiratlar sırasında yapılmış olan sıvalar temizlenmiştir. Daha önceki tamiratlar sırasında çimento bazlı harçla sıvanmış ve üzeri bir çok kez boyanmış merdiven kovasında bulunan boya ve çimentolar tamamen temizlenerek orijinal küfeki taşlarla ve tuğla örgüler ortaya çıkarılmıştır.

Temizlik işlemi yapıldıktan sonra büyük bir bölümü bozulmuş olan kulenin dış cephesindeki tozuyan ve kavlayan taş yüzeylere sertleştirme yapılmıştır. Taşların sertleştirilerek korunması işlemi dünyanın bir çok ülkesinde dış cephedeki taş eserlerde kullanılan bir yöntemdir. Kavlamış ve tozumakta olan taş yüzeyinin tekrar eski direncine kavuşmasını sağlar. Kullanılan malzeme taş yüzeyinde herhangi bir renk değişimine neden olmadığı gibi, eser bünyesindeki nemin dışarıya çıkmasına da engel teşkil etmez. Bu nedenle küfeki taşının yapısına çok uygundur. Bu şekilde taş eski sertliğine kavuşturularak zarar verici hiç bir müdahalede bulunmadan orijinalinin korunması sağlanmaktadır. Daha önce kavlayıp dökülmüş olan bölümlere ise ülkemizde diğer bir ilk uygulama olarak hidrolik kireç harcı ile dolgu yapılmıştır. Bilindiği gibi eski yapıların tamamında bağlayıcı harç olarak kireç harcı kullanılmıştır. Bu harcın eski eser için en uygun malzeme olduğu bütün kesimlerce tartışmasız kabul edilen bir gerçektir. Beyazıt Kulesi gibi büyük bir yapının çimento kullanılmadan restore edilmesi fikri ilk etapta bütün çevrelerde kuşku ile karşılanmıştır. Ancak kurum olarak geleneksel yöntemlerin günümüzde de başarı ile uygulanabileceği tezinden hareketle hu uygulamayı gerçekleştirdik. Sözü edilen uygulama aslında bilimsel çalışma yapan dünyanın çeşitli ülkelerindeki önemli kurumlar tarafından da başarıyla uygulanmaktadır. Bu çalışmayı üç grup olarak ele almak mümkündür.

a. Daha önce kavlamış ve dökülmüş olan taş yüzeylerine dolgu yapılması. Taş yüzeyinde bulunan çukurluklar ye oyuklar taşın görünümüne ve gözenekliğine uygun olarak hazırlanan harç ile doldurulmuştur.

b. Derz dolguların yapılması. Yukarda sözü edilen çimento derzler temizlendikten sonra hidrolik kireç harcı ile hazırlanan dolgu harcı bütün dış ve iç derzlerde kullanılmıştır.

c. Merdiven kovası içinde ver alan tuğla imitasyonlar. Tuğla olan bölümlerde de hidrolik kireçle hazırlanan harç ile imitasyon yapılarak eski görünümüne kavuşturulmuştur.

Yapılan harcın içinde hiçbir çimento esaslı malzeme ve kimyasal sertleştirici bulunmadığından, tamamen doğal ve küfeki taşı ile uyumlu olan dolgular esere hiç bir zarar vermeden korunmasını sağlamıştır. Böylece Beyazıt Kulesi, bütün yapıda eski yöntemlerle yapıya zarar verebilecek herhangi bir malzeme kullanılmadan yapılan ilk restorasyon örneği olmuştur.

Duvar resimleri restorasyonu

Kulenin gözetleme kalında yer alan duvar resimlerinin üzeri birçok defa yağlıboya ile boyanmış. Pencere hizasının altında kalan kısımlar ise, merdiven kovası tarafına itfaiyecilerin kalacağı kulübeler yapıldığından tamamı, dış kısımlarda ise büyük bölümü yok olmuştur. Yapılan çalışmada yüzeydeki yağlıboya tabakaları kat, kat temizlenerek orijinal resimlere hiç bir zarar vermeden ilk günkü güzelliği ile ortaya çıkarılmıştır. Sıva tabakasının duvardan ayrıldığı bölümlerde ise sıva arkası enjeksiyon yapılarak bu bölümler duvara tekrar bağlanmıştır. Pencere hizasının altında olan bölümlerde, orijinal sıva harcının özelliklerinde kireç harcı ile yapılan sıvadan sonra, duvar resimlerinin orijinalinde var olan biçimi (kurusıva) resimlenmiştir. Mevcut duvar resimlerinin yüzeyine bir koruyucu sürülerek eserin renklerini yıllarca koruması sağlanmıştır.

İstanbul Büyük Şehir Belediyesi tarafından, Başar inşaat müteahhitliğinde gerçekleştirdiğimiz uygulamalarla, Beyazıt Kulesi İstanbul silueti içindeki yerini daha yüzyıllarca koruyacaktır. İşlevi, duvarlarını süsleyen manzara resimleri, mimarisi ve cephe süsleriyle XIX. yy. dan günümüze gelen tek örnek olan ve bu güne kadar sadece yangın kulesi olarak hizmet etmiş olan Beyazıt Kulesi'nin yapılan bu çalışma sonucunda, halkın eşsiz İstanbul manzarasını ve kulenin içerisindeki güzellikleri de görebileceği bir düzenleme ile hizmetine devam edeceği umudundayız.

 

Reklam
Reklam
Giriş yaparak üyelerin sahip olduğu birçok bilgiden yararlanabilir ve RestoraTÜRK FORUM'da bütün herşeyi özgürce konuşabilirsiniz...

Hoşça vakit geçirmeniz dileğiyle...




Copyright © 2002 - 2011 Designed by  
YASAL UYARI