RestoraTÜRK

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür
Paylaş
Anasayfa İncelemeler
İncelemeler

İstanbul'u Yakıp Yıkan İsyan

İstanbul'un tarihi yüzyıllar öncesine kadar gitse de asıl bugünkü şehrin nüvesini oluşturan Byzantion'un kuruluşu ve gelişmesi hakkındaki bilgiler çoğunlukla efsanelerle örülüdür. Kurucusu Byzas'ın adına izafeten de yeni şehre Byzantion denildi. Şehrin kuruluş tarihi genelde M.Ö. 660 kabul edilir. Her halükârda küçük bir şehir olan Megara kolonisinin eşsiz coğrafi konumu ve stratejik önemi onun gelecekte büyük bir gelişme kaydetmesi ve ihtişama kavuşmasını sağladı.

İlk İstanbul

Byzantion'un kapladığı alanı belirleyen ilk surların ise kuzeybatıda liman sınırlarını, Marmara kıyısında, doğuda bugünkü sur çizgisini, Ahırkapı'nın biraz ötesinden karaya dönerek, belki de bugünkü Topkapı Sarayı surlarını veyahut da daha batıdan geçen bir sur çizgisini takip ederek Sirkeci'ye ulaştığı kabul edilir.

Devamını oku...
 

Mor Şehrin Çağrısı

Günseli Ö. Ocakoğlu

Gümrüklühan'dayız, melengiç kahvesini içerken etrafımda yavaş hareket eden dünyaya bakıyorum. Zaman durmuş gibi.

Mor puşilerin sarmaladığı esmer erkek yüzleri sakin. Ara sıra üstlerinde yaşam sevincini gösteren kırmızılı, sarılı ama özellikle mor pırıltılı kıyafetleri içinde kadınlar, aheste geçiyor. İnsanlar kendileriyle barışık; sabun, kına ve baharat kokan ünlü kapalı çarşısından geçiyoruz. Esnaf zarifçe davet ediyor mağazasına, öyle alışageldiğimiz gibi bağırıp çağıran yok. Elbette peygamberler şehrindeyiz ve halkın fıtratında doğuştan hoşgörü var... İstanbul'un onca telaşından sonra sabahın en erken saatinde uçmuş olmama rağmen müthiş bir dinginlik içindeyim, Şanlıurfa'dayım...

Devamını oku...
 

İstanbul: Cahil Şehir?

Hilmi Yavuz

İstanbul: 'Cahil Şehir'?

Şehir ve medeniyet arasındaki ilişkiyi, iki farklı düzlemde ele alabileceğimizi düşünüyorum: İlki,(i) bir şehrin medenî şehir olması; ikincisi,(ii) bir şehrin medeniyet şehri olmasıdır.

Medenî şehir, o şehrin yapısına; medeniyet şehri ise, o şehrin insanına atıfta bulunularak tanımlanabilir. Medenî şehir, bu bağlamda sosyolojinin ve antropolojinin konusudur;- medeniyet şehri ise, felsefenin konusu! Bir şehrin medenî bir şehir olması başka, medeniyet üreten bir şehir ('medeniyet şehri') olması başkadır çünkü!

Devamını oku...
 

Onbeş Çılgın Proje

İskender Pala

Benimkisi çılgınlık!..Bu çağda, bu toz duman arasında, kim benim gibi uğraşıp böyle bir proje yapar ki!?..

Yazdıklarımı okuyunca siz bile biraz sonra bana "Çıldırmış bu adam!" diyeceksiniz, olsun!.. Başbakanımızın çılgın projesi hepimizin hoşuna gittiğine göre, kim bilir, belki benim bu projeye ilave edebileceğim çılgınlıklar da hoşunuza gider. Ne de olsa kendileri kadar ben de İstanbul'u seviyorum.

Sözü uzatmayayım; işte Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın çılgın projesine dair çılgın İskender Pala projeleri:

Karadeniz'i Marmara'ya bağlayacak kanalın yapımına başlamadan evvel;

Devamını oku...
 

Bu Kitaplara Dikkatinizi Çekiyorum

Beşir AyvazoğluBeşir Ayvazoğlu

Bu kitaplara dikkatinizi çekiyorum

Son zamanlarda birbiri ardınca çok önemli ve güzel kitaplar çıkıyor; hepsini satır satır okumak, her biri hakkında birer yazı yazmak istiyorum, ama buna ne yerim müsait, ne zamanım... Emek mahsulü bir eserin sükût suikastına kurban gitmesinin ne demek olduğunu bilenler bilir.

Bazı kitaplar var ki, bakıyorsunuz, sadece emek değil, ciddi miktarda para da harcanmış. Muhtevasının yanı sıra, cildi, kâğıdı, baskısı ve tasarımıyla da harika kitaplar... Geçen yıl, özellikle İstanbul 2010 Ajansı tarafından dikkate değer kitaplar yayımlandı. Türk Kültürüne Hizmet Vakfı'nca yayımlanan Kültürler Başkenti İstanbul gibi bazı kitapların yayınına da destek veren Ajans'ın İstanbul'a, dolayısıyla kültürümüze yaptığı hizmet unutulmayacaktır.

Devamını oku...
 

Güvercin

güvercin

GÜVERCİN

Genç şâirler, parmak hesabiyle mâni düzmeye başlayalı, bazı yenilik taraftarları, Türk sazını değnekle idare etmeye kalkışalı, mimarlarımız arasında da, ne isimle yad edeceğimizi bilemediğimiz mahut medrese mimarîsi yayılmağa başladı. Softanın başından çıkardığı sarığı andıran taş kubbeler, tıpkı mantarlar gibi, Türk seması altında yer yer bitmeye başladı.

Otel, banka, mektep, iskele, şimdi dışarıdan minaresi ve içeriden mimberi eksik birer cami karikatürüdür. Bu tarz inşa usulüne mimarlarımız "Türk mimarîsi'' diyorlar. Hakikaten bu çirkin taş yığınları Türk mimarîsi midir? O halde güvercinler neye bu mimarîyi bir türlü sevmiyorlar?

Çini gibi, Şark mimarîsinin tamamlayıcısı olan güvercinler, gökyüzünün her köşesinden üşüşerek, kubbe ve minare olan yerlerde küme halinde toplanırlar. Sinan'ın en hakikî hayranları, şadırvanlar etrafında, fıskiye serpintileri ve su alâimsemaları içinde oynaşan bu lâcivert kanatlardır.

Devamını oku...
 
  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »


Sayfa 1 - 3
Reklam

internet kitapçınız kitapyurdu.com'dan binlerce kitaba ulaşabilirsiniz.

Reklam
Reklam
Giriş yaparak üyelerin sahip olduğu birçok bilgiden yararlanabilir ve RestoraTÜRK FORUM'da bütün herşeyi özgürce konuşabilirsiniz...

Hoşça vakit geçirmeniz dileğiyle...

Bu boyuttaki reklamlar için lütfen iletişime geçiniz.



Copyright © 2002 - 2011 Designed by  
YASAL UYARI



***

kapat