İLHAN AYVERDİ
EKREM HAKKI AYVERDİ’NİN ARDINDAN
Direktör Ali Bey “Lehcetü’l Hakayık” adlı mizahi “Akça koca yüz yaşında…” eserinde cüce kelimesini “Büyük adamların yakından görünüşü” diye tarif eder. Bu, noksanlar ve kusurlarla dolu oldukları halde bazı hususiyetleri ile göz dolduran ve gözde büyütülen kimseleri ne güzel tasvir ediştir. İlk tanışma devresinde insana çok tesirli ve değişik gelen tipler, zaman geçtikçe fikir, his ve hatıralarındaki tekrar sebebiyle tatsızlaşır yavanlaşır, fikri hamule olarak dağarcıklarında neleri var neleri yoksa ortaya koyduktan sonra yavaş yavaş sığlaşırlar ve tükenirler. Kendini durmadan yenilemeyi bilenler, hal ve şartlara göre dalma şahsi hüküm ve teşhisleri olanlar ise gözümüzde herdem taze herdem büyüktürler.
Ömrümün yirmi beş senesini birlikte geçirmiş talihine erdiğim Ekrem Hakkı Ayverdi, bu yirmi beş sene zarfında gözümde ve gönlümde asla tükenmemiş, fikir ve karakter bakımından hiçbir zaman cüceleşmemiş daima büyük kalmıştır. Çünkü o, çok kuvvetli bir iman ve milliyet duygusunun son derece köklü bir kültür ile yoğrulmasından teşekkül etmiş bir şahsiyete sahipti ve kendine has sağlam güvenilir hükümleri olan insandı. Sorulur, cevap alınır; ne dedi, ne diyecek diye beklenirdi ve dedikleri daima tertemiz Müslüman imanının ve pırıl pırıl Türklük şuurunun imbiğinden geçmiş, sağlam düşündürücü, insani bir hedefe itici hükümler olurdu. Dini ve milli meselelerdeki hassasiyetini celadetini neşesini azim ve iradesini fisebilillah hizmet şuurunu zannederim kendisini tanımayanlara bu satırlarla anlatmak mümkün değil, daha doğrusu benim harcım değildir diyebilirim. Onun için ömrü boyunca eğilmeden, bükülmeden bir iman abidesi gibi dimdik ve salabetle yaşamış bu müstesna karaktere ait bir iki hatırayı, nakletmekle yetineceğim.




Şanlıurfa Sivil Mimarisinin Anadolu’da kendine özgü ayrı bir konumu vardır. Bu yapılanma yörenin iklim koşullarına olduğu kadar yüzyıllar boyunca süre gelmiş bir geleneğe de bağlıdır. Buradaki sivil yapılanma İslam kurallarına uygun yaşam biçiminin Kuzey Mezopotamya mimarisi ile bezeme tekniklerinden oluşan bir mimariyi yansıtmaktadır. Bunun sonucu olarak kalın taş duvarlar, düz damlar ve tonozlu kemerlerden oluşan evlerde Osmanlı mimarisinin de etkisiyle sofa ve avlulu yapı tiplerini de ortaya çıkarmıştır. Osmanlı mimarisinin tipik örekleri arasında yer alan harem ve selamlıklı evler burada ayrı ayrı yapılar olarak tasarlanmıştır. Böylece bu iki ayrı yapı aynı avluda bir iç kapı ile birbirlerine bağlanmıştır. Bazı örneklerde ise harem ve selamlık bir duvarla birbirlerinden ayrılmış, sokaktan ayrı kapılarla içeriye girilmektedir. Günümüzde ise bu evler ayrı yapılar olarak düşünülmektedir. Bir bakıma bu tür evler kendilerine özgü birer küçük saray olarak da düşünülmelidir. Dıştan yalın görünümlerine rağmen içeriden zengin bezemeli bir görünüme sahiptirler.
Hacı Bayram'daki restorasyon çalışmaları değere bindi, vatandaş kamulaştırmanın 10 kat bedelini istiyor.










