RestoraTÜRK

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür
Paylaş
Anasayfa Mimarlık Mimarlık
Mimarlık

Kanuni'yi Ağırlayan Konak Kültür ve Sanata Hizmet Ediyor

Kanuni Sultan Süleyman ve 4. Murat gibi ünlü Osmanlı padişahlarını ağırlayan dünyanın en eski sivil mimarlık örneklerinden birisi olarak gösterilen Adana'daki Ramazanoğlu Konağı, Çukurova Üniversitesi tarafından kültür merkezi haline getirilerek, kültür ve sanatın hizmetine sunuldu.

Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Türk İslam Sanatları Tarihi Anabilim Dalı Başkanı, Ramazanoğlu Konağı Kültür Merkezi Müdürü Yrd. Doç. Dr. Gözde Ramazanoğlu, yaptığı açıklamada, Selçukluların ardından beylikler döneminin başladığını, Ramazanoğulları Beyliği'nin de Osmanlı ile eş dönemli olarak kurulduğunu, Yavuz Sultan Selim'in Mısır Seferi dolayısı ile bölgeye gelmesi üzerine biatle Osmanlı Devleti'ne bağlandığını anlattı. Ramazanoğlu, Ramazanoğulları Beyliği'nin Osmanlı İmparatorluğu'na bağlanmasına rağmen, babadan oğula geçen beylik unvanının uzun yıllar devam ettiğini, 1609'da ailede yetişkin erkek olmadığı için merkezden vali tayin edildiğini söyledi.

Ender sivil mimarilerden biri

Devamını oku...
 

Mimarlıkta Planlama Süresi - Plan, Plan Yapma, Planlama

Plan - Plan Yapma - Planlama

Plan, en genel anlamıyla, bir yapının bir düzlem üzerindeki iki boyutlu izdüşümü olarak, bir anlatım aracıdır. Bu esas olarak, yapının yatay düzlemlerle arakesitlerinin düzleme olan izdüşümleridir.

Plan, Mimari tasarımınbir anlatım ve uygulama amacı olarak, tasarımın gerçekleştirilmesi için gerekli olan ve önceden belirlenen; bir yerleşimin, binanın, bölüm ve mekanların birbirine göre konumunu gösteren, iki boyutlu olarak belirtilen mimari özelliklerin tümüdür.

Plan Yapmayı ise; tasarımı plan olarak anlatma, şemalar çizme, tasarım çalışmalarını mimari verilere göre düzenleme olarak anlamaktayız.

Plan anlatımlarını teknik olarak, şehircilik ve mimarlık düzeylerinde olmak üzere iki ana başlıkta toplayabiliriz.

Şehircilikte plan daha geniş anlamlarda "makro ölçekte", mimarlıkta ise şehircilik çalışmalarına göre daha dar anlanlarda "mikro ölçekte" ele alınmaktadır.

Verilen Tablo 14 'den de anlaşılacağı üzere, değişik ölçek ve kapsamlardaki, mimarlık ve şehircilikteki planlar bina ve kent düzeylerinde, tasarlama ve uygulama aşamalarının bir anlatım uygulama aracıdır. Bu bir çizim anlatımıdır. Tabloda değişik plan ölçeklerinin kapsamları da konu edilmektedir.

Uygulama aracımız olan planlar, çoğrafik ve jeolojik, olarak yeryüzü durumunu gösteren haritalar ile karıştırılmamalıdır.

Devamını oku...
 

Yaşama Mekanı Eylemleri

YAŞAMA MEKANI EYLEMLERİ

Tanımı Ve Eylemin İnsan Yaşamındaki Yeri

Yaşama eylemleri insanların günlük yaşamında gerçekleştirdiği eylemlerin büyük bir bölümünü kapsar. Bu eylemin gerçekleştirildiği mekana yaşama mekanı veya oturma odası adı verilir (Şekil: 1,2)

Devamını oku...
 

Hisarcıklıoğlu Camii

Ankara'nın Beştepe semtinde bulunan Hisarcıklıoğlu Camii, çağdaş çizgileriyle dikkatleri üzerine çekiyor. Yeni yapılan camiler içerisinde sekizgen planı vitray ve sedef işlemeleriyle, iç mimari tasarımıyla, mahfilleriyle, minaresi ve ışıklıklarıyla yepyeni çizgileri olan camide klasik islam tezyinatına farklı bakış açılarıyla sadık kalınmış.

Yeni yapılan camilerin genel özelliği olan loş ve kasvetli iç mekan, havasız ortam ve rutubet kokusu sinmiş halılar yok. Hisarcıklıoğlu Camii'ne girer girmez hiç ağır olmayan ve rahatsız etmeyen hoş bir koku dikkati çekiyor. Girişteki yüzlerce anahtarlı dolapcık hırsızlığa karşı ve emanet için yapılmış. İki tane sebil sizi karşılıyor. Halılar tertemiz. Girişin tam karşısında sekizgen planın ne manaya geldiğini anlatan  üç parçadan oluşan tabelanın hemen yanından son cemaat yerinden caminin haremine giriliyor.

Devamını oku...
 

Osmanlılarda Minâre

OSMANLILARDA MİNÂRE

Yazının Sahibi; Ekrem Hakkı AYVERDİ

Müslümanların ilk yaptıklarından başlayıp, asır asır, devir devir minareleri ele almak, ebadını karşılaştırmak, kalınlığını, boyunu, posunu mukayese etmek, inşa tarzını, malzemesini, süsünü, ziynetini anlatmak uzun araştırmalar, ölçüler işi de olsa, yapılamaz bir şey değildir. Bu yolda, bir husisiyetinden tutarak yapılmış, ufak denemeler de vardır, ama kafi değildir.

Minare cansız bir taş sütunundan ibaret değildir. Nasıl cami hayat dolu bir varlık ise, deruni bir mana taşıyorsa, onun bir unsuru olan, minarenin de bu ifadede bir hissesi vardır. Bu hisse bazı haller ve diyarlarda azaltılmış, çoğaltılmış, fakat minareye hep büyük kıymet verilmiştir.

Minare bazı teşbihlerle anlatılmak istenmiştir. Semaya el kaldırıp niyaz eden kol ve ellere benzetmek de en yaygın olanıdır.

Bu, kemal-i hülusla yapılmış bir teşbih olabilir, fakat bizce noksandır. Minare asıl ibadet hariminin, caminin nefes borusudur. Minare havayı ciğerlere çeker gibi âbidleri cami kubbesi altına davet eder. İbadetin şevk ve ruhaniyetini manevi, sessiz dalgalar halinde dışarıya aktarır ve namazdan sonraki duada açılan eller gibi, vazifesini tamamlamış olanların kafilesine katılır, susar. İşte semaya kalkmış teşbihi bundan sonradır ki yerini bulmuş olur.

Devamını oku...
 

Mimari Eserlere Verdiğimiz Kıymet

Yazının Sahibi: Ekrem Hakkı Ayverdi

Çarşıkapı'daki Kara Mustafa Paşa manzûmesi hakkında (Yüksek Kurul) 'un karârını okuyunca kalbime derin bir sızı çöktü; tahkik ettim; doğru imiş.

Nasıl yere vurulmak istenen dürüst insanlar, komünist diyarlarında burjuva, kapitalist bâzı memleketlerde de mürteci diye damgalanıyorsa, tekniğin kör baltasını astığı eski eserlere muhdes iddiâsını yamamak âdet oldu.

''Bu binâ muhdestir; bu kısım muhdestir; alaşağı! Sözü aldı yürüdü. Eğer ulu orta bu düstûru tatbik edersek iki yüz sene evvel yıkılan harem kısmının yerine yapılan bugünkü Fâtih Câmii'ni de yıkmak îcâb eder ve o takdirde yalnız mihrap ve kapı, bir de şadırvan avlusu duvarları kalırdı.

Kara Mustafa Paşa manzûmesinde de muhdes bahânesi ile sökülüp gûya yan tarafa nakledilmek istenen ve bir başlangıç olmasından şüphe edilen, Sebil ve hazîre, medhal ve dükkânlar asla muhdes değildir. Dârülhadîs, dershâne, mescit, ilk mekteb, sebil, açık türbe, hazîre ve en nihâyet îrad getirecek dükkanların anâsır-ı inşâiyesinden yalnız iki sütun bir ârıza sonunda tecrit edilmiştir. Diğer yirmi sütun 1102'de ilk kondukları şekil ve sûrette durmaktadır. Kitâbesinden anlaşılacağı üzere Kara Mustafa Paşa'nın hayâtında yarım kalan manzûmeyi oğlu Ali Bey ikmâl ettirmiştir. Dikkat edilirse görülür ki, köşedeki sebilin üstü açık ve yalnız bir tel kafesle örtülü, istâlaktitli sütunlara müstenid sekiz köşe bir türbe, buna muttasıl tamâmen açık bir hazîre vardır. Bunun sütunları yalnız bir cihette bağlı olduğu için harab olmuş ve onsekizinci asır ortalarında tecdid edilerek sakat sütunlardan bir tânesi kapının duvarına, mermer başlıktaki mesned ters olarak oturtulmuş, fakat dökme pirinç parmaklıklar aynen ibka olunmuştur.

Devamını oku...
 
  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  5 
  •  6 
  •  7 
  •  8 
  •  9 
  •  10 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »


Sayfa 1 - 10
Reklam

internet kitapçınız kitapyurdu.com'dan binlerce kitaba ulaşabilirsiniz.

Reklam
Reklam
Giriş yaparak üyelerin sahip olduğu birçok bilgiden yararlanabilir ve RestoraTÜRK FORUM'da bütün herşeyi özgürce konuşabilirsiniz...

Hoşça vakit geçirmeniz dileğiyle...




Copyright © 2002 - 2011 Designed by  
YASAL UYARI