• RestoraTÜRK

  • "Mimari, insan ile varlık arasındaki ilişkiyi düzenleyen disiplindir."

  • Şehri imar ederken nesli ihya etmeyi ihmal ederseniz, ihmal ettiğiniz nesil imar ettiğiniz şehri tahrip eder... Turgut Cansever

  • RestoraTÜRK

Copyright 2019 - Custom text here

Bağdat Köşkü

 

"...Eskiden, hemen her 'ailenin sandığında, sepetinde âile yâdiğarı, değerli ya da basit, hatıra sayılan eşyalar mevcuttu. Altı yüz sene pâyidar olmuş Osmanlı İmparatorluğu'nda da bu ata yâdigârlarının olmaması nasıl düşünülebilir? İşte bu yâdigârların en gözde ve en üstüne titrenen şâheserlerden biri de Bağdat Köşkü'dür.

 Gelmişe geçmişe, seferlerden zaferlerden ve târihten söz eden Revan Köşkü'nün komşusu olan Bağdat Köşkü, Topkapı Sarayı'nın dördüncü avlusundadır. Terasında iftariye Köşkü diye adlandırılan altın kaplama dört ince sütuna oturan kısmından Haliç seyredilir. Kendisini seyreden, daha doğrusu kulak verenlere Türk'ün efendiliğinden insâni mizâcından, adâletinden, nizam ve beşeri geleneklerinden hikâyeler anlatmaya âdeta doyamamış bir cömertlik içindedir.

Dördüncü Sultan Murat'ın Bağdat'ın fethi şanına inşa edilmiş bu zafer âbidesinin başında bir kubbe ve etrâfında da gözleri tozdan, aşırı ışıklardan koruyan kiprikler gibi yer alan saçaklar, sonra da renkli taşlar, mermerler, çiniler, köşkün ihtişamına saltanat katan bir güzellik âdeta yarışa çıkmış bir üslûbu dile getirmektedir.

Köşkün kapıları, pencereleri, dolap kapakları fil dişi, sedef ve bağa ile bezenip coşmuş sanat şâheserleridir. Hele kubbeden sarkıtılan kırmızı renk üstüne işlenmiş altın yaldızlı bir top kandil, sonra da renkli camlar arasındaki mavi çini üstüne beyaz renkle yazılan Âyete'l-Kürsi, haraketle kavrulmuş bir çöl susuzluğunun imdadına yetişmiş bir çeşme gibi cana can katan bir şâheser değil midir?"

Dünden bugüne ne kalmış - Bağdat Köşkü / Sâmiha Ayverdi 

 

Devamını oku...

Anna Masala

"Bir gün bir Türk kızı bana ne dedi bilir misiniz?

— Anna Masala, sen hep Itri'den bahsediyorsun. Bu Itri bitti. Ben Mozart'ı severim. 
Ben çok sert bir cevap verdim:
— Çok affedersiniz dedim, bence sen Itri'yi bilmiyorsun kızım. Fakat Mozart'ı da anlamıyorsun."

...

"Gerçi, bir lisan olarak Türkçe var, kendine has bir medeniyetiniz de var. Fakat bu yeni medeniyetten önceki tarihinizi de bilmek lâzım. Tam modern bir Türk olmak için eski kültürünüzü bilmeniz gerekir.

Türk edebiyatına Divan edebiyatı ile başladım. Bence ileri; eski demektir, yani zaman mevzubahis değil. İleri için, yarın da diyebilirim, dün de diyebilirim farketmez.

Bu sebeple Orta Asya edebiyatınızı okumak istedim. Meselâ destan edebiyatı çok mühim. Divân-ı Lügat'it Türk vs... Sonra gördüm ki, iki paralel yol var:
1) Divan edebiyatı, 2) Halk edebiyatı... Ve halk edebiyatında tasavvuf edebiyatı var. Tasavvuf edebiyatı, derya; bitmez tükenmez... Belki ölünceye kadar çalışacağım.

Devamını oku...

Saraçhane Kırkçeşmeler

Fatih, Saraçhane’den Unkapanı’na giderken Bozdoğan Kemeri’nin hemen ayağında bulunan Kırkçeşmeleri Kanûnî Sultan Süleyman’ın emriyle Mimar Sinan inşa etmiştir. Sarıyer’deki Belgrat Ormanları’ndan getirilen su sıralı bu çeşmelere ve o dönemin şehir merkezine taşınmıştır. 1940’larda yol genişletme bahanesiyle Çeşmeler yok edilmiştir.

Derneğimizce (İSTED) yapılan araştırmalar sonucunda yeterli bilgi, belge ve fotoğrafla Kırkçeşmeler’in tescili için ilgili Kurul’a müracaat edilmiş ve 2018 yılında tescil ettirilmiştir.

Devamını oku...

Beyazıt Hatice Usta Mescidi

Bayezıd Meydanından Şehzadebaşı’na giderken küçük yer altı geçidinin hemen solundaki 1945 yılına kadar ibadete açık olan ve diğer adı da Yahni Kapanı Camii olan  Hatice Usta Mescid’inin bâniyesi Daru’s-Saade Ağası Maktül Beşir Ağa’nın câriyelerinden Hatice Usta’dır. Eser fevkanî (iki katlı) olup yanında çeşme bulunmaktaydı.

Eser uzun süre harap durumda iken 1956 yılında yıktırılıp yerine Elektrik İdaresi binası yaptırılmıştır.

2012 yılından bu yana Derneğimiz (İSTED) tarafından yapılan çalışmalar ve girişimler sonucu Eser ilgili Kurul tarafından 2018 yılında tescil ettirilmiştir.

Devamını oku...

Annales Ekolü

Tarih Yazıcılığının Dönüm Noktası: 
ANNALES EKOLÜ

Ünlü tarihci Peter Burke’nin, Fransız Tarih Devrimi diye adlandırdığı Annales Ekolü, tarihin disiplinlerarası karşılaştırmalı yazılması ve hatta bilim olarak kabul edilmesi iddiasıyla ortaya çıkmış olan bir tarih okuludur. “Annales d’Histoire Economique et Sociale” adlı dergiden adını almış olup, 20.yy ortalarına doğru tarih anlayışını ve yazımını baştan başa değiştirmeyi başaracaktır. İktisat tarihçilerinden Otto Hintze’nin “biz sadece sıradağları ve dorukları değil, dağların eteklerini de; yalnızca yüzeyin derinliklerini değil, bütün kıta ülkesini bilmek istiyoruz.” çağrılarını yapmaları da işte tam da bu döneme denk gelmektedir.

1929 yılında M.Bloch ve L. Fevre adlı iki Fransız tarihçi, ortak kurucu müdürlük görevlerini üstlenerek, 20yy’ın en büyük tarih okulu olacak olan Annales okulunun isimbabası olacak “Annales d’Histoire Economique et Sociale” (İktisadi ve Toplumsal Tarih Yıllığı) dergisini, “markçılığın önemle üzerinde durduğu toplumların yaşamlarının uzun süre gölgede kalmış olan çehrelerine ışık tutmayı” amaç edinerek çıkarmaya başlamışlardır.

Ekol, mümkün olan bütün disiplinleri (psikoloji, sosyoloji, yerbilim, edebiyat…) tarih biliminin içeriğine alarak, yüzyıllar boyunca hakim olmuş olan vakanüvist (olayanlatıcılık) tarih yazımını ve 19.yy’da hüküm sürmüş olan “olgucu ve deneyci tarih anlayışı”nı değiştirmeyi başarmıştır. Kurumsal ve yapısal tarih, ardından yerbilimsel, iklimsel, kırsal, hatta ve hatta düşünceler tarihi, ırkbilim, nüfus bilim tarihi gibi çeşitli dalları da içine alarak “bütünsel tarih anlayışı”na çevirmiştir.

Devamını oku...

f t g m