• RestoraTÜRK

  • "Mimari, insan ile varlık arasındaki ilişkiyi düzenleyen disiplindir."

  • Şehri imar ederken nesli ihya etmeyi ihmal ederseniz, ihmal ettiğiniz nesil imar ettiğiniz şehri tahrip eder... Turgut Cansever

  • RestoraTÜRK

Copyright 2018 - Custom text here

Plan Deyimleri - Tanımları

Plan Deyimleri

Planın okunması için üzerinde bir takım işaretler kullanılmaktadır. İmar planlarını doğru okuyabilmek için, imar planlarında kullanılan plan deyim  ve sembollerinin anlamlarını çok iyi bilmek gerekir. Plan deyimi olarak adlandırılan sözcüklerin bazıları şunlardır.

Tanımlar

İmar Adası: İmar Planına göre çevresi yollarla ya da çevresinin bir kesimi park orman gibi kamuya ayrılmış alanlarla çevrili arazi parçasıdır.

Yapı Adası: İmar planında yapı yapılmak üzere ayrılmış imar adası.

Yapı Düzeni: Bir yapı adasındaki yapıların yerleşme durumudur. iki türlü yapı düzeni vardır.


1- Ayrık Düzen: Komşu binalara bitişik olmayan yerleşme biçimidir.

2- Bitişik (Blok) Düzen: Binanın köşe başı ve blok başı parsellerde bir yanında, ara parsellerde iki yanında komşu yanında komşu binalara bir kısmının ya da tümünün bitişik olması durumudur.

Devamını oku...

İmar Planı Tanımı ve Türleri

İmar Planı  - Tanımı

İmar plânı, kapsadığı alanın, ülke plânına, bölge plânına ve varsa çevre düzeni plânına uygun biçimde beldenin de verilerini dikkate alarak sağlıklı, bilimsel doğrulara uygun ve içinde yaşayacak insanları mutlu edecek şekilde düzenlenen ve şehrin gelişmesine yön veren plânlardır.

İmar plânları hâlihazır haritalar üzerinden çalışılarak hazırlanırlar. İmar plânları nazım imar plânı ve uygulama imar plânı olarak iki aşamada düzenlenir. Hâlihazır haritaların imar plânlarına altlık olabilmeleri için kadastrosu yapılan yer ise, kadastro durumu işlenmiş ve onaylı olması gerekir.

İmar yasası, nüfusu 5.000'i geçen belde belediyeleri ile ilçe merkezi belediyelerinin yol istikamet plânı yapmalarını, nüfusu 10.000'i geçen belde belediyeleri ile il merkezi belediyelerinin imar plânı ve kanalizasyon projelerini yapmalarını zorunlu kılmıştır.

İmar plânının daha iyi anlaşılması için aşağıdaki tanımları bilmekte yarar vardır.

Mücavir (komşu) alan ve mücavir alan sınırı: Belediye alanı dışında kalmakla beraber beldeme geleceği açısından düzenli bir şekilde gelişmesi istenen alanlara mücavir alan denir. Mücavir alan köyleri içine alabilir. Mücavir alanın her zaman belediye sınırına bitişik olması gerekmez.

Belediye başkanı belediye meclisine sınırı çizilmiş kroki île teklif eder.1/25000 ölçekli harita üzerinde belirlenmiş sınır.

Devamını oku...

“City”ye karşı Osmanlı Mahallesi

Küçük şehirlerde, kasaba ve köylerde “mahalle” kavramı az çok yaşıyor, ama büyük şehirlerimiz bu kavramı tümüyle yuttu. “Bizim mahalle” kavramı da çoktan unutuldu. Gençlerimiz uzun zamandan beri “site” diyor, “banliyö” diyor, “varoş” diyor, “uydu kent” diyor, tümüyle “bizden” kavramlara alabildiğine “yabancı” duruyor.

Hâlbuki “daha dün” diyebileceğimiz yakın bir geçmişe kadar hem “mahalle”, hem de “mahalle kültürü” yaşıyordu. Bu kavramlar yaşadığı için de “komşuluk” ilişkisi sağlam yürüyordu. Komşuluk, toplumsal oluşumun balansını teşkil ediyordu.

Maalesef “Yanlış Batılılaşma” bütün bunları öğüttü. Mahalleyi yitirdik. Mahalle ile birlikte “Mahalle ahlâkı”, “Mahalle bakkalı”, “Mahalle imamı”, “Mahalle bekçisi”, “Mahalle arkadaşı”, “Mahalle mektebi”, “Mahallenin namusu” ve “komşuluk” gibi vazgeçilmezlerimizi de kaybettik.

Oysa Osmanlı'yı zirveye taşıyan insan modeli Osmanlı mahallesinde yetişirdi. Osmanlı mahallesinde birbirini tanıyan, birbirini seven, birbirlerinin yaşayışından, davranışından sorumlu olduklarına inanan ve dayanışma ruhunu mahalleye hâkim kılan insanlar yaşardı.

Her mahallenin ortasında bir “Mahalle Mescidi”, mahallelerin merkezinde ise bir “Merkez Camii” olurdu. Evler camileri sevgi kuşağı gibi sarar, böylece cami, yani “Allah'ın evi” hayatın merkezine dönüşürdü.

Mahalleli vakit namazlarını mahalle mescidinde, cuma namazlarını ise merkez camiinde kılmaya özen gösterirdi. Bu yolla mahalle içi dostlukları mahalleler arası dostluğa dönüştürme fırsatı doğardı. Bu yüzden Osmanlı insanı, çağın insanına musallat olan depresyon ve panik atak gibi ruh hastalıklarından habersizdi. Kadın ve erkek sohbet eşliğinde yüreklerini boşaltır, aynı metotla kendilerini ifade imkânı bulurlardı.

Devamını oku...

Altındağ Kentsel Dönüşüm Projesi

1.    Altındağ’ın Tarihsel Gelişimi
     Cumhuriyet Dönemi ve Jansen Planı
    Nihat Yücel- Reşat Uybadin Planı
    1980 Sonrası Dönem
       2.    Altındağ’daki Kentsel Problemler
        2.1.Konut alanları
        2.2.Gecekondu yerleşimleri
        2.3.İmarlı bölgeler
        2.4.Sit alanları
        2.5.Kent merkezi
        2.6.Çalışma alanları

3.    Planlama Yaklaşımı
3.1. Çözüm Önerileri
3.2. Dönüşüm Projeleri
4.   Örnek Proje: Aktaş-Attila Kentsel Dönüşüm Projesi
4.1. Projenin Amacı
4.2.Mevcut İmar Planı Durumu
4.3. Projenin Dönüşüm Koşulları
4.4.Projenin örgütlenmesi
4.5.Projenin katılımı
4.6.Dönüşüm anlaşmaları
4.7.Dönüşüm finansmanı

3.    Planlama Yaklaşımı
3.1. Çözüm Önerileri
3.2. Dönüşüm Projeleri


4.   Örnek Proje: Aktaş-Attila Kentsel Dönüşüm Projesi
4.1. Projenin Amacı
4.2.Mevcut İmar Planı Durumu
4.3. Projenin Dönüşüm Koşulları
4.4.Projenin örgütlenmesi
4.5.Projenin katılımı
4.6.Dönüşüm anlaşmaları
4.7.Dönüşüm finansmanı
5.   Aktaş Attila Alanının Yeni Çevre Özellikleri
5.1.Ulaşım
5.2.Konut alanları
5.2.1.Yüksek yoğun konut yapılaşma alanları
5.2.2.Orta yoğun konut yapılaşma alanları
5.2.3.Düşük yoğun konut alanları
5.3.Ticaret alanları
5.3.1.Akaryakıt istasyonları
5.4.Sosyal donatı alanları
5
.5.Açık ve yeşil alanlar
 6. Örnek Proje: Altındağ- Doğantepe Kentsel dönüşüm projesi
6.1.Projenin Dönüşüm Koşulları
6.2. Projenin Örgütlenmesi
6.3. Projenin Katılımı
6.4. Dönüşüm Anlaşmaları
6.5. Dönüşüm Finansmanı
      7.  Değerlendirme
      8.  Kaynakça
 
     

1. Altındağ’ın Tarihsel Gelişimi
Ankara Anadolu’nun en eski kentlerinden biridir. Ankara Hititler ve Frigler’den başlayarak değişik devletler tarafından el değiştirdikten sonra Türklere geçmiştir. Yerleşimi, savunması, korunması kolay, ulaşım yönünden ise bir geçit yeri olan Ankara’nın tarihi cok eskilere dayanmaktadır.

Ankara, doğu-batı ve kuzey-güney yönlerine giden iki ana ulaşım hattının dışında, ikinci derece yollarla da Anadolu’nun diğer yörelerinebağlanmaktadır. Bir merkez olacak şekilde, tüm bu yolların ortasında bulunan kent, tarih boyunca kentsel yerleşim alanı olmuş, aynı zamanda askeri ve ticari bir güzergah işlevini de üstlenmiştir.

Altındağ İlçesi, Ankara’nın bu eski tarihi içinde tamamıyla Ankara tarihi ile özdeşleşir. Ankara ve çevresinde yapılan arkeolojik kazılar Altındağ’ın cok eski bir merkezi olduğunu göstermektedir. İlk Ankara bugünkü kale çevresinde kurulmuştur.

Osmanlılar döneminde üretim merkezi heline gelen kent, İstanbul,Bursa, Halep, Venedik, Lehistan, İngiltere gibi yerlere ihracat yapan bir merkez olarak görev yapmıştır. Ticaretin gelişmesine paralel olarak hanlar, bedestenler inşa edilmiş, kentin bu sayede gelişmesi sağlanmıştır.

1.1. Cumhuriyet Dönemi Ve Jansen Planı

1917 yılında Ankara büyük bir yangın yaşadı ve Kurtulus Savaşı sırasında Atatürk’ün Ankara’ya gelmesiye kadar küçük ve gelişmemiş bir Anadolu kasabası olarak kaldı.    
 
Ankara’nın 1919’da başlayan yeni tarihi aynı zamanda Kurtuluş Savaşımız ve Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihsel gelişimiile iç içe bir süreçtir. Ankara’nın başkent oluşuyla birlikte başlayan dönemde; Ankara ve Altındağ gerek yurt içinde gerekse yurt dışında dikkatleri üzerinde toplayan bir kent olmuştur. Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyetin kuruluş çalışmaları Altındağ’dan yönetilmiş, planlanmış ve sonuçlanmıştır.

Devamını oku...

f t g m